Telefonla Ara Whatsapp irtibat Bilişsel Çelişki Kuramı - Psikolog Meltem ŞAHİNER
×
Bilişsel Çelişki Kuramı

Sosyal psikolojinin en önemli kuramlarından biri olan Bilişsel Çelişki Kuramı (Cognitive Dissonance), insanın düşünceleri, inançları ve davranışları arasında uyum kurma ihtiyacına dayanır. Leon Festinger’e göre kişi, kendisini belirli değerler üzerinden tanımlar: dürüst, vicdanlı, sadık, yardımsever, adil… Ancak davranışları bu kimlikle çeliştiğinde zihinsel bir gerilim ortaya çıkar. İşte buna bilişsel çelişki denir. Bu çelişki insan için rahatsız edicidir. Çünkü kişi yalnızca dış dünyayla değil, kendi benlik algısıyla da çatışmaya girer. Zihin ise, bu gerilimi azaltmaya çalışır. İdeal olan davranışı değiştirmek olsa da insan çoğu zaman daha kolay olanı yapar: Davranışını haklı gösterecek yeni açıklamalar üretir.

Bu nedenle bilişsel çelişki kuramı yalnızca bireysel bir savunma mekanizmasını değil, insanın kendisini nasıl koruduğunu da anlatır. İnsan bazen gerçekle değil, kendisiyle yaşayabilmek için oluşturduğu açıklamalarla hareket eder. Çünkü davranışı değiştirmek emek ister.
Ama zihinsel açıklama üretmek daha kolaydır.

İnsan bazen en çok kendi söylediklerine yenilir.

“Ben senin zor gününde yanında olurum” diyen birinin, gerçekten zor gün geldiğinde ortadan kaybolması yalnızca hayal kırıklığı yaratmaz; insanın zihninde derin bir çatışma da oluşturur. Çünkü burada yalnızca bir davranış eksikliği yoktur. Söz ile davranış arasındaki mesafe görünür hale gelmiştir. Kişi kendisini “iyi bir dost”, “vicdanlı bir insan”, “seven biri” olarak görüyorsa ama davranışları bunun tersini gösteriyorsa içsel gerilim başlar. İşte o noktada insanın önünde iki yol vardır: Ya davranışını değiştirip değerlerine yaklaşacaktır…
Ya da davranışını haklı gösterecek yeni açıklamalar bulacaktır.

Çoğu zaman ikinci yol seçilir. “Ben kötü biri değilim ama o da bana bunu yaptı.”, “Aslında benim de çok zor zamanım vardı.”, “Beni anlamadı.”, “Ben elimden geleni yaptım.”…Çünkü insan için kendisiyle yüzleşmek ağırdır. Davranışının yetersizliğini görmek, kendi benlik algısında bir kırılma yaratır. Bu yüzden zihnimiz bazen gerçeği eğip büker; yalnızca suçluluktan kaçmak için değil, kendi bütünlüğünü koruyabilmek için.

Oysa, doğruyu bilmek ile doğruyu yapabilmek aynı şey değildir.

İnsan bazen sevgiyi bilir ama sevemez. Sadakati över ama sürdüremez. Merhameti savunur ama yükü omuzlayamaz. Çünkü değerler yalnızca zihinde taşınan düşünceler değildir; davranışa dönüşebildiği ölçüde gerçektir. Bir insanın zor zamanda ne yaptığı, aslında hangi değeri ne kadar içselleştirdiğini gösterir. Güçlü değer yargıları, konfor alanı bozulduğunda ortaya çıkar.

Bugünün dünyasında insanlar çoğu zaman ne hissettiklerini çok iyi ifade ediyor; fakat hissettikleri şeyin sorumluluğunu taşımakta zorlanıyor. Çünkü modern insan, yoğun duygular yaşamayı seviyor ama o duygunun gerektirdiği emeği sürdürmekte zorlanıyor. Bu yüzden ilişkilerde en büyük kırılma çoğu zaman sevgisizlikten değil; söz edilen değerlerin davranışa dönüşememesinden doğuyor.

Hepimiz çelişkiler yaşarız. Bazen korkarız. Bazen kaçarız. Bazen yetersiz kalırız. İnsan olmak zaten biraz da çelişkili olmaktır. Fakat psikolojik olgunluk, hiç çelişki yaşamamak değil; çelişkilerini fark edip ideal olana doğru yeniden yönlenebilme cesaretidir. Çünkü insanı insan yapan şey kusursuzluğu değil, kendini dönüştürebilme kapasitesidir. Belki de gerçek karakter tam burada ortaya çıkar: İnsan karakteri, söylediklerinde değil; zor zamanda seçtiği davranışta ortaya çıkar.

 

Saygı ve sevgilerimle…                                                                  


 Meltem Şahiner

PSİKOLOG / AİLE DANIŞMANI

 

İlk Nefes Psikoloji

150 Evler Mah. Atatürk Bulvarı No:456/29

No:456 İş Merkezi

Bilgi ve Randevu için 0551 003 8688

×