Duygular ve Korku: Düşmanımız mı, En Eski Koruyucumuz mu?
Kapının kilidini ikinci kez kontrol ettiniz mi? Telefon çaldığında kötü bir haber alacağınızı düşündüğünüz oldu mu? Gece çocuğunuz geç kaldığında zihniniz birkaç dakika içinde onlarca felaket senaryosu yazdı mı? Ya da hiçbir tehlike yokken içinizde açıklayamadığınız bir huzursuzluk hissettiniz mi? Eğer bunlardan biri size tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz. Çünkü korku, insan olmanın en ortak deneyimlerinden biridir. Çoğumuz korkuyu sevmediğimiz bir misafir gibi görürüz. Oysa milyonlarca yıldır bizimle yaşayan, yaşamımızı korumak için gelişmiş en eski duygulardan biridir. Duygular neden var? Eskiden duyguların sadece "hissetmek" için var olduğu düşünülürdü. Oysa bugün nörobilim bize çok daha farklı bir şey söylüyor: Duygular, beynimizin karar verme sistemidir. Bir duygu ortaya çıktığında yalnızca ruh halimiz değişmez; beynimiz, hormonlarımız, kalbimiz, solunumumuz, kaslarımız ve hatta bağışıklık sistemimiz aynı anda bu duyguya uyum sağlamaya başlar. Yani bir duygu yaşadığımızda aslında bütün bedenimiz o duyguyu yaşamaktadır.